Türkiyenin ciddi ve gerçek sorunları.

 
 

Başlığı gördükten sonra elbette burda farklı farklı yorumlar yapilacaktir, farklı konular beklencektir, fakat başlığı ciddiye almada yazıyorm. Türkiye son aylarda farklı bir dönemde gectiğini burda tekrarlamaya gerek yok, sonuçta hayırlısıyla atlatılan bir dönem.

Peki gerçekten bu dönem atlatıldımı?

Önce Türkiye de mevcut olan bazı sıkıntıları kısaca göz önünde bulundurmak gerekiyor.

Küresel ısınma, komşu ülkemiz İraktaki kargaşa, Afganistandaki kargaşa ve orda görev yapan mehmetciklerimizi, Avrupa müzakereleri, ekomik sıkıntılar, tarihi kavurucu sıcak hava ve beraberinde getirdiği kuraklık, Türkiye İrak sınır ötesi operasyonu olurmu olmazmı, bölücü terör örgütünün akıttığı kanlar, şehit mehmetciklerimiz ve göz yaşları sel olmuş annelerimiz, Cumhurbaskanını halkın seçmesi, anayasadaki yapılacak devrimler, Ermeni soy kırım iddiaları Sel felaketleri, Orman yangınları, İstanbulda deprem ne zaman olur vs. Ha tabi birde erken seçim vardı, daha doğrusu erkenleştirilmiş seçim.

Mutlaka bundan hariç bir takım konular vardır, ayrıca sözü geçen sorunlar veya konular önemine göre sıralanmamış olmadığını da bildirmekten fayda vardır.

Ama şöyle bir medya ya ve basına bakıldığında bunlar arka plana düşmüş gibi, yani hepsi ve herkes tek bir şeyi konuşuyor, onun hakkında yorumlar yapıyor, formül bulmaya çalışıyor.

Tek gerçek gündem ve Türkiyenin gerçek sorunu. Hayrünnisa Gül hanımın türbanı.

Türban diye olağanüstü bir tartışma oluşumasunu görmemek mümkün değil. Fakat „türban“ diye tartışmaları takip ederken, öncelikle aklımda bir „türban“ görüntüsü, bir „türban“ şekillendirmesi vardı. Merak ettim, ve inceledim. Yani artık First Lady simgesini taşıyacak Hayrünnisa Hanım neden kiyafetini değiştirecek de, çok farklı ve özel olan Çankaya Köşkü gibi bir yere türban ile çıkacak diye.

Hani son yıllarda, Afganistan, Pakistan, İran, İrak, Filistin ve ordaki din kardeşlerimizin yaşadığımız gündemde ve medyada sık sık yer aldığı için, ordaki gördüğümüz türbanlı bayanların kıyafetlerini düşünmemek elde değil. Bakıyorum, ordaki türbanlı bayanların kiyafeti Sayın Hayrünisa Gül hanımın kiyafetinde çok farklı.

Önce aldığım eğitimden olasılığını aradım, malum 9 yaşında Almanya ya geldim, Türkiyede 4 üncü sınıfa kadar okudum, sonra almanya da 8 yıl okudum ve Avrupa eğitim sisteminin uygun gördüğü şekilde eğitim aldım. Bu eğitim sistemi de, haftada 2 ders, yani 2 defa 45 dakika Türkçe dersi almamızı yeterli görüyordu.

Bu eğitim sistemi, türkiyedeki kardeşlerimizin aynı dersi alabilmesi için günler harcarken, biz 2 defa 45 dakikada albiliyorduk anlamına gelmez. Bizlere verilen dersler, Türkiyedeki derslerin sadece özetiydi. Yoksa özetin özetimiydi, hayır hayır, özünün kısaltlışıydı, veya Avrupada yaşamak için yeterli olan birşeymiydi.??? Doğrusu gördüğünüz gibi bende anlamadım.

Önce aldığım okul eğitiminde bir noksanlık mı var diye düşündüm. Çünkü Türkiyedeki kardeşlerimizin, günde 2 – 3 – 4 derste aldığı eğitimi bizler burda haftada 2 defa 45 dakikalık derste almamız gerekiyordu. Allah korusun, o derselerin olduğu günde hastalık gibi bir nedenle, ya öğretmen gelemediği gün veya bizler okulda geri kaldığımız gün, Türkiyedeki kardeşlerimizin bir haftada aldığı eğitimde mahrum kalıyorduk. Yani kocaman bir boşluk oluşuyordu.

Bu ihtimali de düşünerek, eski okul arkadaşlarımla bu türban konusunu inceledim, yetinemedim Türkçe dersi veren öğretmenimle görüştüm. Lugata baktım, internette inceledim, sonunda öğrendim. Hani derler ya, öğrenmenin sınırı yok diye.

Ya bu türban dedikleri, asırlardır annelerimizin, ablalarımızın, bacılarımızın „Eşarp“ diye taktıkları, Avrupanın her ülkesinde, Amerikanin her kentinde, Asyanın her ülkesinde, kentinde, kasabasında, Avusturulayanın her kentinde, yani dünyanın her yerinde milyonlarca bayanların taktığı eşarp. Yani bir Türk için Türkçe dili kadar doğal bir şey. Sadece Avrupanın bazı ülkelerinde Öğretmenlik yapan Türk bayanlarının taktığı için görevinde uzaklaştırdıkları „Eşarp“

Öğrenmekle rahatladım, fakat halen ‚türban’ Türkiyede tartışılıyor, bir takım medya kuruluşlarına elektronik Posta yoluyla da bildirdim. Yani söz konusu tartışmaya yol açan, türban değil de eşarp olduğunu. Ne kadar dikkate alındı derseniz, cok az ve hiç arasında dikkate alınmış olduğunu tahmin ediyorum. Çünkü Fikir özgürlüğünü kullanarak, Başbakana, Cumhurbaşkanı adayına hakaret ederek kendimi daha önce tanıtmamıştım. Ayrıca rant peşinde olan hayali haberleri önde gelen gazetelerin baş sayfasına taşımak gibi bir şekilde gündeme de çıkmadım. Cumhurbaşknını tanımıyorum gibi ifadeler de kullanmadım. Dolayısıyla medya veya basında enine uzununa benden söz edilemdiği için, gönderdiğim yazılar dikkate alınmadı.

Ama şimdi gönül rahatlığıyla eşarp ın eşarp olduğunu ve türbanın da türban olduğunu bildigim doğru olduğunda şüphem kalmadı.

Bu ama Türkiyenin önemli gündeminde bir şey değiştirmez elbette. Sadece First Lady, Sayın Hayrünnisa Gül hanım, Çankaya ya Eşarpıyla gitti. Gitti ama, şimdi gündemde olan konu birazcık yönünü değiştirdi. Sayın Hayrünnisa Gül hanım, hangi resepsiyonlara katılır, 30 Ağustos davetiyesine katılırmı, hangi tür eşarp kullancak gibi şeyler konuşuluyor. Avrupa Modeli diye bir şey atıldı ortaya, anlaşılan pek gerçekci ifade değildiki, unutuldu. Hem avrupa modeli derken, Avrupanın hangi ülkesini kast ettiler acaba? Sophia Loren tipi diye de tartışıldı. Hani var ya, Ünlü İtalyan asıllı Hollywood yıldızı Sophia Loren, o da türban takıyormuş, çok ilginç bir şey. Yani Sophia Loren in taktığı turbanı o kadar benimsemişiz, beğenmişiz, kabul etmişiz ki, en üst makamın koltuğundaki 11. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah (Cumhur) Gül ün hanımına dahi yakıştırıyoruz. Türbanlı Sophia Loren. Doğrusu kaliteli filmleri kaçırmam ama Televizyondaki her türlü şeyleri seyiretmem. Herhalde seyiretmediğim filmlerden birisinde takmıştır bu türbanı.

Merak işte.google de Sophia Loren ve resim diye arattım, ilk 18 sayfada, her sayfada 18 tane resim bulunan 30 sayfa takip ettim, Sophia Loren in bir eşarp kadar veya daha az ya da hiç kıyafati olmayan birçok resimleri var ama, türbanlı bir resimini bulamadım. Google de 22 saniyede, 35.900 kayıt bulundu, siz şu an 523 ile 540 arasını gösteren sayfadasınız yazıyordu. Daha da devam etmedim. Bunu söyleyenler mutlaka söz konusu Film Yıldızının türbanlı resimi vardır, belkide turban takıyordur, onlar bilmezse benmi bileceğim diye, aramayı daha fazla genişletmedim.   

Hem artik ona da gerek kalmadı, çünkü çözümü uzaktan aramaya gerek kalmadı, herşeye bir kılıf uyduranlar, herşeye bir çözüm bulanlar, her kelimeden bir ifade çokaranlar ona da çözüm buldu. Hemde Türkiye içerisinde, garip olan sadece şu, çözüm Abdullah Gül Cumhurbaşkanı olmasın diye en çok direten ana muhalefet partisinin genel Başkanı Deniz Baykal ın hanımı Olcay Baykal oldu, doğrusu olduruldu.

Olcay Baykal, beyi Deniz Baykal, herhangi bir resepsiyona, bir kutlamaya, bir resmi görüşmeye veya resmi törenlere katılmadığı gibi, Hayrünnisa Gül de katılmayacağı öğrenilmiş.

Ne diyeyim, şimdi önümüzdeki günlerde ğine bana bayağı iş çıktı, şimdi de Deniz Baykalın hangi dönemde Cumhurbaşkanlığını yaptığını, araştıracağım. Çünkü onu da hatırlamıyorum. Şimdi de tarih ve Politika bilgim oldukca zayıf mı diye düşünüyorum.

Son olarak şunu eklemek istiyorum. 1979 yılına kadar köyde yaşadığım sürede, köyümüzdeki teyezelerim, yengelerim, hepsi “Bürük” takardı, eşarp daha nadir kullanılırdı. Fakat bu eşarpın çok değerli bir şey olduğuna çok emindim, çok önemli olduğunu da öğrenmiştim. Bu da şimdi tekrar kanıtlandı.

Bakınsana, o kadar dış ve iç politikasında o kadar ciddi konuların tümü sayın Hayrünnisa Gül hanımın eşarpıyla arka plana düştü. Ne mutlu bize, ne mutlu o milyonlarca eşarp takan ablalarımıza ve bacılarımıza. Biz erkeklerde bu eşarp takan ablalarımızın, bacılarımızın kıymetini kesinlikle bilmemiz gerek. Şimdiye kadar eşarp takmış olan bütün büyüklerimizin de saygıyla ellerini öpmemiz gerek. Eşarp takmıyorsun diye size kimse karışmadığı ve saygı gösterdiği gibi, sizlerde eşarp takan bayanlara saygınızı eksik etmeyin.  

Bu satırlarımı yazarken, eşim oh oldu, Gül Gibi Cumhurbaşkanımız oldu ve Gül gibi Cumhurbaşkanımızın hanımı yani First Lady var dedi.

Ne diyeyim, haklıdır herhalde. Ya o olaya daha farklı bakıyor, yada kendisi de Cumhurbaşkanımız ve hanımı gibi Kayserili olduğundan söylemiştir. Onu artık gündeme taşımada kendi aramızda eleştirelim.

Saygılarımla,  

Niyazi Pekcan 28.08.2007

Yazarın diğer yazıları:

Öğüt vermek ve Nasihat

Bir ne kadar az veya çok

 

 

 

 

anasayfa