Öğüt vermek ve nasihat.

 
 

Kültürümüzde öğüt ve nasihat daima olan birşeydir. Bunları almak ve bunlardan bir pay çıkarmak, atalarımızdan kalan değer biçilmeyecek kıymetli eserlerden birisidir.

Eminim herkes birçok kişiden öğütler almıştır, nasihatlar almıştır, bunlar da alıp saklanacak şeyler değildir, bunların yazılmamış ama kesinlikle uyulması gereken bir kuralı vardır. Yani gelecek nesile aktarmak.

Elbette, teknoloji veya şimdi, önceki nesilin tam sonucuna ulaşmamış bazı araştırmalardan bahsetmiyorum, şüphesiz şimdiki çağda çok şeyler daha iyi araştırılmıştır, geliştirilmiştir. Gerekçelere göre de araçlar geliştirilmistir. Her dönemin kendine göre sınırlı olan imkanlarına göre bazı şeyler gelişmiştir. 500 yıl önce akıllara dahi gelmeyen birçok şeyler 100 yıl önce hayatın bir parçası olmuştur ve şimdi eski teknoloji olarak hiç kullanılmıyordur. 100 yıl önce akıllardan olmayan bazı şeyler, geçtiğimiz son 50 yıl içerisinde, güncel bir şey olmuştur fakat şu an eski teknoloji olduğu için, hiç kimse benimsemiyordur. Aynen şimdi akıllardan bile olmayan, bazı şeyler, gelecek çağda çoktan kullanılmış ve unutulmuş olacaktır.

Elbette şimdi istanbuldan Malatya ya 100 veya 200 yıl öncesi ulaşım imkanlarına göre gitmeye çalışmak yersiz olacaktır. Gelecek nesile verilmesi gereken nashiatlar zaten bu tür şeyleri kast etmiyor. Çünkü 100 veya 200 yıl önce, veya çok daha önceki çağlarda doğru olan şeyler şüphesiz halen doğrudur.

Örnegin 100 yıl önce toplumda davranmak hakkında alınan öğütler halen geçerlimidir?

Anneye, Babaya ve büyüklere karşı saygı, sevgi göstermek halen geçerlimidir?

Kesinlikle geçerlidir, çünkü çağ değişti, belki insanlarda değişti, kesinlikle insanlık değişmedi. Bu tür öğütler kişilerin almış olduğu öğütlere göre, kendisinin insanlarla konuşmasına göre, akrabalık, yakınlık, kan baği olması gibi farklı farklı şekilde verilirdi. Örnekler beraberinde anlatılırdı, hikayeleriyle birlikte anlatılırdı, masalların arasında anlatılırdı, anlatılan kişinin tercübesine, yaşına, yapısına, eğitimine göre çok değişik tarzlardan anlatılırdı. Çünkü bir insana bir şey anlatırken, anlatanın ne kadar bilgili olduğunun pek önemi olmuyor, esas önemli olan karşıdakinin anlama kapesitesine sınırlıdır. Verilen öğütler ve nasihatlar her ne konuda olursa olsun, hepsinin bir eşit ortaklığı vardı. Hepsi de yapıcı olurdu ve anlatılan kişinin çıkarına anlatılırdı.

Burda tabiki öğüt ve nasihatı, yönlendirmeyi, yanlış yola sürüklemeyi veya anlatan kişi bir suç işlemek için yandaşlık yapacak birine bir takım yanlış bilgiler vererek, yoldan çıkarmak gibi şeyleri ayırmak gerekiyor. Burda öğüt ve nasihattan bahsediliyor.   

Eminim şu an kısaca geriye yaslansanız ve biraz düşünseniz, sizlerde bir çok öğüt ve nasihat vermiş olan kişileri saygıyla anarsınız, öğüt veren insanların sizlere ödünç olarak vermiş olduğu, bu güzel şeyleri hatırlarsınız. Hayatta olmayan ama size altın değerinde bırakılmış  nasihatlar için, ruhuna dualar okuduğunuz, kendisini saygıyla andıkalrınız insanlar vardır, değilmi?

Dürüst olmak, yalan söylemek, haram yememek, kırıcı olmamak, kalp kırmamak, insanları üzmemek, büyükleri saymak, küçükleri sevmek, toplum içinde güzel bir yer almak, karanlıkta bir ışık tutmak vs. binlerce ögütler vardır. Gerçi bunlar bizlere çokmu uzak? Kesinlikle değil, zaten bunların hepsi yazılı olarak, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu ölçmek veya görmek için, mükemmel bir cetfelimiz var. Fakat şimdi burda oralara deyinmeyeceğim, eminim çok daha tercübeli olanlar vardır, kendileride zaten her imkandan bu kaynaktan edindiği bilgileri insanlara veriyordur.

Peki öğüt vermenin bir kuralı varmıdır?

Kesinlikle evet.

Yalan söyleyen bir kişi, yalan söyleme diye bir öğüt verse, ne kadar faydalı olabilir?

Hayatının içi dışı haramlarla dolu olan birisi, haram yeme diye, verdiği öğütler ne kadar faydalı olabilir?

Herşeyi sormadan soruşturmada yargılayan, ön yargılı olmamak hakkında verdiği öğütlerin ne kıymeti olabilir?

Saltanat için hırsızlıklarla bir hayat kurmuş birisi, hırsızlık yapmanın kötü bir şey olduğunu nasıl anlatabilir?

Topluma hiç faydası olmayan birisi, topluma faydalı olmak için ne kadar değerli öğütler verebilir?

Gecesiyle gündüzüyle Alkollü bir hayat sürdüren, alkol kullanmamak hakkında ne bilgiler verebilir?

Evet, öğüt vermenin de yazılmamış ama kesinlikle uyulması gereken kuralları vardır, yani: En azında verilen öğütlere sadık olmak, anlatılanları örnek olarak yaşamak, önderlik yapmak.

11 ayın sultanı Ramazan ayı geçmek üzere, bir kaç güne kadar Müslüman aleminin önde gelen bayramlarında, kutsal Ramazan bayramı gelmiş olacak. Evleriniz sizleri sevelerle dolacak taşacak, sizler sevdiklerinizi ziyaret edeceksiniz, adeta yeniden arınmış, yeni bir hayat başlamış gibi bir dönem daha başlayacak. Kusurlar unutulacak, kırgınlıklar geride bırakılacak, Müslüman aleminde bütün insanların yüzleri gülecek, bütün insanlar bir biriyle hoşgörü içerisinde karşılaşacak.

Kesinlikle tekrar bir takım öğütler, nasihatlar alınacak, tatlı, hoş, güzel ve eğitici sohbetler olacak.   

Bu öğütler ve nasihatlar gelecek nesillere vermemiz için, ödünç olarak verilecek, bunları gelecek nesile vermek için de kurallarına uymak gerekecek. Bunları yaşamak, bunlara sadık kalmak ve her zaman yerli yerince gelecek nesile aktarmak.     

Saygılarımla,  

Niyazi Pekcan 07.10.2007

Yazarın diğer yazıları:

Bir ne kadar az veya çok

Türkiyenin gerçek ve ciddi sorunları

 

 

 

anasayfa